UNESCO, doğumunun 850. yıl dönümüne denk gelen 2021 yılını Ahi Evran Yılı ilan etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 20 Şubat’ta bir genelge yayımlayarak 2021 yılını “Ahi Evran Yılı” etti. Bu kapsamda yapılan çalışmalarla Ahilik Kültürünü ve Ahi Evran’ı tanıtmak amacıyla yurt genelinde ve yurt dışında etkinlikler düzenlendi. Lonca olarak biz de ilçemizde ve bölgemizde yaşayan ustalarımızla bir araya geldik.
Fotoğraflar: Ezgi Karataş
“Eğer iyi bir mesleğiniz varsa dünyanın neresine giderseniz gidin dimdik yürürsünüz.” diyor 66 yaşındaki Feridun Balaban. Kendisi 2016 yılında Kocaeli’de Yılın Ahisi seçilmiş bir torna ustası. Geleneksel torna tezgâhının başına geçtiğinden bu yaklaşık 55 yıl geçmiş. Makinelerin ve metal sektörünün olmazsa olmazı tornacılık. Kendi ekseni etrafında dönen torna tezgâhına bağlanan metal parçasını, bir makinenin parçası hâline getirme işleminin adıdır tornacılık. Usta çırak ilişkisiyle öğrenilen bu meslek artık okullarda da öğretiliyor.

12 yaşında amcasının yönlendirmesiyle torna tezgâhıyla tanışan Feridun Usta ilk yıllarını şöyle anlatıyor: “Henüz çocuktum bu işe başladığımda. Ustam ilk zamanlarda taş motorunu bile çalıştırmama izin vermezdi. Ama ben çok istekli bir çocuktum. Bir gün ustam bir işi yarım bırakıp İstanbul’a gitmek zorunda kaldı. Ben de cesaretimi toplayıp tezgâhın başına geçtim. İşi tamamladım ve ustam gelip de gördüğünde çok şaşırmıştı. Bu meslek hayatımın en güzel anısı olarak kaldı.”

Tornacılık diğer el emeği mesleklere göre daha şanslı bir meslek. Feridun Usta da bu konuda şunları düşünüyor: “ 15 yaşında fabrikada çalışmaya başladım ve o günden bu yana hiç boş kalmadım. Yaptığım her parçayı üzerinde sanki imzam olacakmış gibi özenerek yapmaya çalıştım. Her yaptığım işten mutlu oldum. İşini severek yapan yorulmazmış. Ben de yorulmadım. Tornacılığın yanında dökümcü, frezeci, kaynakçı, modelci ve dizayncı olarak bu mesleğin farklı alanlarında kendimi geliştirdim. Türkiye’nin yanı sıra Bulgaristan ve Rusya’da da işyerlerim oldu. Allaha şükür iyi kazandım. Ben de yanımdakileri yetiştirerek meslekten aldığımın karşılığını vermeye çalıştım.”

Gençlere de tavsiyelerde bulunmayı ihmal etmiyor Feridun Usta: “ Gençler bence kendine güvenmeli. İşinizi doğru öğrenip doğru yaparsanız hiçbir zaman açıkta kalmazsınız. Bugün yurt dışından gelen bütün parçaları yapabilecek durumdayız. Bu sebeple Ford fabrikası bizden yedek parça tedarik ediyor. Gençler mesleği en ince ayrıntısına kadar öğrenmeye çalışsınlar. Ayrıca benim içimde ukde kalan elektronik bölümüne ilgi duymalarını tavsiye ederim. Hayallerini genişletsinler, ancak o zaman robot yapabilecek yeni nesillerimiz yetişir.”

Gittikçe azalan bir geleneksel değer: Yorgancılık
Elbette her meslek tornacılık kadar şanslı değil. Doğma büyüme Gölcüklü olan Mahmut Şimşek 1974 yılından bu yana yorgancılık mesleğini devam ettiriyor. Baba mesleği olarak tanıştığı yorgancılığın o yıllarda insanların talep ettiği el emeği göz nuru ürünlerin üretildiği bir meslek olduğunu söyleyen Şimşek “İlk zamanlarda insanların beğendikleri ürünleri üretmek onların gözündeki mutluluğu görmek beni de çok mutlu ve motive ediyordu. Ancak zamanla mesleğimize olan saygı azaldı. İnsanlar fabrika ürünlerine yöneldiler ve işlerimiz azaldı.” diyor.

Mahmut Şimşek artık gençlerin bu mesleği neredeyse hiç tercih etmediklerini, çırak bulmanın neredeyse imkansız hale geldiğini belirterek “İşin aslı bu koşullarda ben de genç olsaydım bu mesleği tercih etmezdim. Talebin azalmasının yanı sıra el işliğine olan saygının kaybolması bizleri üzüyor. Korkarım bu mesleğin son ustaları bizler olacağız. “diye sözlerini bitiriyor.

Baba mirası, el emeği göz nuru zanaat sepetçilik
“Kocaeli’nin üç değeri vardı. Hereke deyince halı, İzmit deyince pişmaniye, Karamürsel deyince sepet akla gelirdi. Şimdi ben bu üç değerden birinin son temsilcisiyim.” Bu sözler Karamürselli sepet ustası Mehmet Ali Koygun’a ait. 50 yıldır bu mesleği yapan Mehmet Ali Usta hikayesini şöyle anlatıyor: “Bu bizim aile geleneğimiz bir nevi. Ben bu işte üçüncü nesilim. Babama mesleği baba gibi sevdiği ustası öğretmiş. O da bana öğretti. Ben de 50 yıldır bu işi yapıyorum. Belki de mesleğe olan vefa duygum beni bu işi yapan tek usta haline getirdi. Sonuçta bu işin çok fazla bir getirisi yok. Babamdan miras kaldığı için bu mesleği devam ettirmeye çalışıyorum. Sadece bu miras devam etsin, Karamürsel sepeti unutulmasın diye bu mesleği devam ettiriyorum.”

Geleneksel ürünlere ilgi duyan insanlara hizmet ettiğini düşünerek mutlu olduğunu söyleyen Mehmet Ali Usta “ Karamürsel sepeti genç kestane ağacının kabuklarından yapılan özel ve dayanıklı bir ürün. Hem dayanıklı hem görseli estetik hem de geleneksel bir ürün. Son dönemde tarihi dizilerde bizim yaptığımız ürünlerin kullanılması neticesinde ilgi arttı. Ancak maliyeti nedeniyle genelin tercih edeceği ürün olduğunu da söyleyemem. İnsanların ekonomik anlamda zorlandığı dönemlerde bu tür ürünlere yönelmeleri de beklenemez. Eğer yalnızca bu işle uğraşsaydım çok zor geçinirdim. Bu sebeple elbette bu mesleği devam ettirecek birileri olsun ama onlara tavsiyem bu işin onların ilk işi değil de hobileri olmasını tavsiye ederim. “diyor. Ayrıca Mehmet Ali usta tadilat aşamasında olan tarihi bir yapıyı işaret ederek ürünlerini burada sergileyeceğini ifade ederek yapıyı ilerleyen dönemlerde müzeye çevirme planının olduğunu belirtti.











